Zonguldak Feneri

29 Aralık of 2010 by

Karadeniz gezime başlarken araştırmalarım doğrultusunda yol haritama göre hareket etmeye özen gösterdim. Rotamın dışına çıkmamam gerekirdi çünkü iki hafta da Karadeniz’de bulunan tüm fenerleri çekmem gerekiyordu. Kocaeli’den başlayan gezim Kefken – Kerpe ile devam etti.

İnanılmaz güzelliklerle başladım geziye. Değişik limanlar, balıkçı barınakları ve doğa beni bekliyordu. İlginç tarihi oluşumlar ve yapılar her uğradığım kente heyecanlandırıyordu beni. Hep merak ettiğim ama bir türlü fırsat bulamadığım ve belki de bu projem olmasaydı asla gidemeyeceğim yerlere doğru yola koyulmuştum. Kim bilir daha nereler görecektim?

İskeleye yanaşır yanaşmaz rakı yapımında kullanılan kendi kendine yetişmiş anason bitkileri kokuları ile ilginizi çekmeye başlıyor. Defne ağaçlarının hâkimiyetinde ki adada, fener kulesine ulaşmak için, anıt haline gelmiş, kimsenin temasıyla karşılaşmadan büyümüş incir ağaçları, zakkumlar arasından geçiliyor. Oldukça bakımlı ünitelerin bulunduğu, Karadeniz’in sert rüzgârına, ayazına, iklim koşullarlarına dayanıklı kalın duvarlı yapıların bulunduğu tepede Bembeyaz gövdesiyle deniz feneri yükseliyor. 30 Kasım 1879 tarihinde inşa edilmiş olup, sonraki yıllarda yenilenen deniz feneri karadan çekilmiş deniz altı hattı sayesinde elektrikle çalışıyor. Fener ışığı 15 mil uzaklıktan görülebiliyor, 360 derece görüş açısına sahip fener kulesi, Ereğli, Amasra, Trabzon yönüne giden gemilere yön veriyor. Denizden 13 metre yükseklikte, 14 metre kule boyu ile adayı süslüyor. 3 saniyede bir 3 çakıyor, 6 saniye dinleniyor.

Kafken Adası içinde barındırdığı kale kalıntıları, antik sarnıçları gibi tarihi eserlere sahip olması nedeniyle sit alanı ilan edilmiş. Deniz feneri ve gemi kurtarma görevlileri, dalgakırana sığınan tekneler dışında ziyaretçisi olmuyor.

Akçakoca’ya gelince içim daha da ferahladı, inanılmaz güzel bir sahil kasabası. Şimdiden “keşke vakit daha çok olsaydı da buralarda daha çok vakit geçirebilseydim” diye düşündüm. Akçakoca’yı bir kenara not edip “daha sonra mutlaka gelinmesi gerekir” diye işaretledim.

Ereğli’yi geçtikten sonra sıra kömür şehri dediğimiz Zonguldak’a geldik. Gece çekimi için hemen fenerde aldık soluğu. İçinde bekçisi yaşayan nadir fenerlerden biri olan Zonguldak Feneri 1908 yapımı. Günün yorgunluğunu konaklayarak attıktan sonra sabah erkenden yine yollara düştük bu sefer gündüz çekimi için yine hemen soluğu Zonguldak Feneri’nde aldık.

Ardından Zonguldak’a yeni yapılan ve eski yapılan iki liman barınağında bulunan fenerleri de çektikten sonra yola devam ettik. Burada da fener bekçileri kendi kabuklarına çekilmiş, gelene gidene misafirperverlik yapma niyetinde değildi. Ancak geniş bir zamanda sadece onlarla sohbet etmek için ziyaret edeceğim.

Previous:

Aliağa, Dikili, Foça

Next:

Bartın – Amasra

You may also like

Post a new comment